Her seçimden sonra aynı tartışma dönüyor: "Anketler yine tutmadı." Ardından iki açıklama geliyor — ya şirketler taraflıydı ya da halk yalan söyledi.
İkisi de bazen doğru. Ama anket hatalarının büyük kısmı çok daha sıkıcı üç mekanizmadan çıkıyor ve bunları bilmek, bir anketi okurken nereye bakacağınızı değiştiriyor.
1. Kime ulaşabildiniz
Bir anketin doğruluğu, örneklemin ülkeyi ne kadar iyi temsil ettiğine bağlı. Sorun şu: herkese ulaşmak mümkün değil ve ulaşılamayanlar rastgele dağılmıyor.
Telefonla yapılan bir ankette sabit hattı olmayan, numarasını vermeyen, bilinmeyen numaraya çıkmayan kişiler dışarıda kalıyor. Bu kişiler genelde daha genç, daha kentli, daha hareketli. Sokak anketinde saat ve semt seçimi kimin yakalanacağını belirliyor. İnternet anketinde ise katılımcı kendi geliyor — ki bu, siteyi kimin paylaştığına bağlı bir örneklem demek.
Ağırlıklandırma bunu kısmen düzeltiyor: yaş, cinsiyet, bölge dağılımı ülke oranlarına çekiliyor. Ama ağırlıklandırma yalnızca ölçtüğünüz boyutları düzeltir. "Siyasete ilgisi düşük olan" gibi ölçmediğiniz bir eksende sapma varsa, o sapma sonuca aynen geçer.
2. Kim sandığa gidecek
Anket "bugün seçim olsa" diye sorar. Seçim bugün değil ve herkes gitmez.
Katılım oranı gruplar arasında değişiyor: yaşlı seçmen genç seçmenden daha yüksek oranda sandığa gidiyor, güçlü parti aidiyeti olan kararsızdan daha yüksek oranda gidiyor. Bir partinin tabanı diğerinden daha istekliyse, ankette görünmeyen bir avantaj kazanıyor.
Anket şirketleri bunu "muhtemel seçmen modeli" ile tahmin etmeye çalışıyor — kimin gerçekten gideceğini kestiren bir filtre. Bu model iyi kurulduğunda hatayı azaltıyor, kötü kurulduğunda kendi başına bir hata kaynağı oluyor.
Türkiye'de katılım oranları tarihsel olarak yüksek (genel seçimlerde çoğunlukla yüzde 85 üzeri), bu da bu sorunu birçok ülkeye göre hafifletiyor. Ama ortadan kaldırmıyor.
3. Kim doğru söyledi
Üçüncü mekanizma en çok konuşulan ama en az anlaşılan: insanlar her zaman gerçek tercihlerini söylemiyor.
Bunun "yalan" olmadığını görmek önemli. İnsan, karşısındakinin onaylamayacağını düşündüğü bir cevabı vermekte zorlanıyor — bu bilinçli bir aldatma değil, sosyal bir refleks. Literatürde sosyal beğenilirlik yanlılığı deniyor.
Etkisi tek yönlü değil ve dönemsel olarak yön değiştiriyor: hangi taraf o an kamusal alanda daha çok eleştiriliyorsa, o tarafın seçmeni daha çekingen cevap veriyor. Bu yüzden "hangi parti anketlerde eksik çıkar" sorusunun sabit bir cevabı yok.
Ölçüm biçimi de etkiliyor. Yüz yüze ankette çekingenlik daha yüksek, telefonda orta, kendi kendine doldurulan internet anketinde en düşük — çünkü karşınızda onaylamayacak bir insan yok.
Peki neden hepsi aynı yöne sapıyor
Anketler yanıldığında genelde hepsi birden aynı yöne yanılıyor. Bu, tek tek şirketlerin hatasından çok yöntemlerin ortak varsayımlarından kaynaklanıyor.
Şöyle düşünün: bütün şirketler benzer ağırlıklandırma boyutları kullanıyor, benzer katılım modelleri kuruyor, benzer soru kalıpları soruyor. Ortak varsayımlardan biri yanlışsa, hepsi aynı anda ıskalıyor.
Bir de sürü etkisi var: bir şirketin sonucu diğerlerinden çok farklı çıktığında, o sonucu yayımlamak itibar riski taşıyor. Sonuçlar zamanla birbirine yaklaşıyor — ama gerçeğe değil, ortalamaya.
Hata payı ne anlama geliyor
Anketlerde "±3 puan hata payı" yazar. Bu sayı yalnızca örneklem büyüklüğünden kaynaklanan belirsizliği ölçer — yani "aynı yöntemle 1.000 kişi yerine başka 1.000 kişi seçseydik ne kadar farklı çıkardı" sorusunun cevabı.
Yukarıda anlatılan üç mekanizmanın hiçbiri bu sayıya dahil değil. Ulaşamadığınız kesim, sandığa gitmeyecek olanlar, çekingen cevaplar — hepsi hata payının dışında.
Bu yüzden gerçek hata, yazılı hata payından neredeyse her zaman büyük çıkıyor. Hata payı bir alt sınırdır, üst sınır değil.
Bu sitedeki durum
Dürüst olmak gerekirse: Oy Sandığı yukarıdaki sorunların en zorlusuna sahip. Katılımcı kendi geliyor, yani örneklem rastgele değil. Siteyi kimin paylaştığı sonucu doğrudan etkiliyor.
Bunu gizlemiyoruz. Şu anki 60 katılımcının Türkiye'yi temsil etmediğini ve nedenini ayrı bir yazıda tek tek yazdık.
Karşılığında iki şey yapıyoruz. Birincisi, ağırlıklandırma için gereken üç boyutu (yaş, cinsiyet, 2023 oyu) topluyoruz — katılım büyüdüğünde sapmanın bir kısmı düzeltilebilir hale gelecek. İkincisi, ham veriyi açık veri sayfasında yayımlıyoruz; hesabımıza güvenmek zorunda değilsiniz, kendiniz yapabilirsiniz.
Bir de üçüncüsü var: sonucu görmek için önce oy kullanmak gerekiyor. Bu, insanın önde görüneni görüp tercihini ona göre ayarlamasını engelliyor — yani sürü etkisini seçmen tarafında kırıyor.
Okurken ne yapmalı
Tek bir ankete bakmayın; birden çok anketin ortalamasına ve yönüne bakın. Mutlak seviye yanılabilir, ama aynı yöntemle art arda yapılan ölçümlerdeki değişim daha güvenilirdir.
Yöntemi yazmayan anketi ciddiye almayın. Kaç kişi, nasıl ulaşıldı, kararsızlar ne yapıldı, hangi tarihlerde — bunlar yazılmıyorsa sonuç doğrulanamaz.
Ve iki puanlık farkları sıralama olarak okumayın. Çoğu ankette iki puan, gürültünün içinde kalıyor.